TÜRKÇE | ENGLISH

 ANA SAYFA 
 ÖZGEÇMİŞ 
 TİYATRO 
 RESİM 
 DİZİ 
 FOTOĞRAFLAR 
 İLETİŞİM 



Güvenlik & Gizlilik
Sitemizin; Garanti şartları, Güvenlik ve gizlilik politkası, tüketici hakları, iade ve teslimat şartları ile ilgili ayrıntılı bilgi için  tıklayınız


Hello Dergisi -Röportaj

Röportaj: Eda Doğan

Yılların tiyatro oyuncusu ve ressam… Böylesine yetenek gerektiren, böylesine zor, farklı kulvarlardaki iki işi de başarıyla yapan nadir sanatçılardan biri. Birbirinden ayırmadığı bu ikisine tutku derecesinde bağlı. Gözlerinin içi gülüyor, güzel, sahici, enerjisiyle ışık saçıyor adeta. Sahnede devleşiyor, tuvallerinde kirpikli, bol makyajlı kadınlarıyla şaşırtıyor. Şimdi boşanmış olsalar da usta oyuncu Çetin Tekindor ile ortak tutkuları, tiyatro ve tabii ki yakışıklı oğulları Hira. Hira Londra’da okuyup film yönetmeni olmak istiyor… “Müfettiş” ve “Dünyanın Ortasında Bir Yer” adlı kapalı gişe oynayan iki oyunun yıldızı Zerrin Tekindor, Shakespeare’in “Bütün dünya bir oyun sahnesidir. Bütün adam ve kadınlar sadece birer oyuncu. Girerler ve çıkarlar” sözünü hatırlatıyor ve samimi sohbetine devam ediyor.

Tiyatro ve resim çalışmalarınızın birbirini baltaladığı oluyor mu? Her ikisinin de ayrı zamanları var mı?

Tiyatro ve resim hayatımda o kadar iç içe ki hiç birbirlerini baltalayabileceklerini düşünmedim. İkisi de birbirini destekliyor. Tiyatro, resim yapan biri içinbulunmaz bir malzeme kaynağı. Tabii uygulamada zamanları ayrı ayrı ama düşüncede birlikteler.

Tiyatro ve resmin hayatınızdaki yeri nedir?

Ben provada ya da oyunda değilsem resim yapıyorumdur. Tiyatro ve resim neredeyse bütün zamanımı alıyor ama alsın da. Ben memnunum. Tiyatro sezonunda haliyle tiyatro ağır basar, sezon bitince her gün resim yaparım.

Tiyatro ve resim eğitimi aldınız. İki önemli yeteneği olan dolu bir sanatçı…

Pek çok oyuncu var tiyatronun yanı sıra başka sanatlarla ilgilenen. Çok iyi şarkı söyleyebilen, iyi oyunlar senaryolar yazabilen, dans edebilen… Seçimi sanattan yana yapmış kimseler için aslında pek zor bir şey değil bu. Bana göre bir bütünlük kendiliğinden olan.

Resimlerinizin tarzı için ne söylersiniz? Kaç serginiz oldu bugüne kadar?

Şimdiye kadar sekiz kişisel sergim oldu. Tarzım için, fantastik figüratif diyebiliriz. Teatral bir yaklaşımla, özgün bir anlatım yaratmak, figürleri kuvvetli tutarak, görselliği ön plana çıkarmak istiyorum. Resmin ilk bakan için çok çarpıcı olması benim için çok önemli. Figürleri yarı soyut bir dekorun içinde dolaşıyormuş gibi yerleştiriyorum. Shakespeare’in dediği gibi “Bütün dünya bir oyun sahnesidir. Bütün adam ve kadınlar sadece birer oyuncu. Girerler ve çıkarlar”.

En çok kadın resimleri yapıyorsunuz uzun kirpikli, saçlı kadınlar… Nasıl kadınlar, kim onlar?

Evet, bu kadınların kabarık saçları, bol makyajları, takma kirpikleri, aksesuarları, takıları, abartılı giysileri var. Bu kadınlar özgüvenli, kendi seçimleriyle hareket eden, müdanasız, esprili, merak uyandıran kadınlar. Genelde bakışlarında bir anlamsızlık taşırlar. Duygularını uluorta belli etmezler. Bu da tamamıyla kendi seçimleridir.

Resimlerinizi ilk kime gösterisiniz?

Eve ziyarete gelen, merak eden arkadaşlarıma gösteririm.

Tiyatro sahnenizden/karakterlerinizden kimler geçiyor resimlerinize?

Oynadığım, izlediğim pek çok rol kişisi olabilir. Ama sahnede buluştuğum, tanık olduğum değil, okuduğum bir karakter olabilir. Aklıma yer eden her türlü görüntü, o sahneyi ve kişileri oluşturabilir.

Müfettiş ve Dünyanın Ortasında Bir Yer, yeni sezonda da devam edecek mi?

Evet ikisi de yeni sezonda devam edecek. Dediğiniz gibi kapalı gişe oynuyoruz. İkisi de İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun iyi prodüksiyonlarıdır. Görme fırsatı olmayanlara heyecanla tavsiye ederim.

Hira ile nasıl bir anne-oğul ilişkiniz var? Birlikte nasıl zaman geçiriyorsunuz?

Hira ne istediğini bilen, net dürüst, akıllı, sakin, kreatif, komik bir çocuktur. Temkinlidir. Olur, olmaz her şeye atlamaz. Çok konuşmayı sevmez. Her şeyini anlatan bir çocuk değildir. Bazı özel alanlarına sizi dahil etmez. Ama bu özelliğini çok takdir ederim, kurcalamaya kalkmam. Birbirimize güveniriz. Birlikte çok güleriz. Piyanoda birlikte besteler uydururuz. Film seyrederiz. Hira ile dipdibe bir gelecek hayalim olmadı. Ama o, ihtiyaç halinde her an yanında olacağımı bilir. Biz her ne kadar ayrı olsak da Çetin’le Hira’nın şahane bir baba-oğul ilişkisi vardır. Bizim Hira’yla ilgili kararlarımız hep ortaktır.

Kaç yaşında Hira, nerede okuyor? Ne olmak istiyor?

Hira onyedi yaşında. Pierre Loti Lisesi’nden mezun oldu. Yaptığı kısa filmlerle Şili’den, Galatasaray Üniversitesi’nden ve İstanbul Lisesi’nden ödüller aldı. Üniversite eğitimi için Londra’yı seçti. Film yönetmeni olmak istiyor. Biz de seçimini destekliyoruz ve başarılı olacağını umuyoruz.

Oğlunuzdan eleştiri geliyor mu hem size hem babasına? Ne diyor?

Gelmez mi, hem de en ağırından. Sanatta bütünü görmek bana göre en zor şeylerden biridir. Zaman zaman detaylarla uğraşacağım diye büyük resmi göremeyebilirsiniz. Bence detayların sonradan gelmesi daha doğru bir şeydir. Hira çok iyi bir dış gözdür. Bir provada nerelerde kaybolduğunuzu, hangi detaylarda boğulduğunuzu söyleyebilir. Babası da ben de söylediklerini ciddiye alırız.

Bu kadar güzel, enerjisi yüksek bir kadın olmayı nasıl başarıyorsunuz?

Söyledikleriniz ne güzel şeyler. Çok teşekkür ederim. Bence sahiciliğe inanmalı, her zaman umut taşımalı.

Hayat çizginize baktığınızda bu çizgi sizi mutlu ediyor mu?

Evet, beni çok mutlu ediyor. Bilmiyorum belki yaşım ilerledikçe daha da bir hoşuma gidiyor.

Kendinizle ilgili nasıl tespitleriniz vardır?

Açıkçası kendimle ilgili tespitlerim yok. Günün getirdiğini yaşıyorum. Kendimi dinleyip oturmuyorum. Ama zaman içinde beni rahatsız eden şeyleri ayıklamayı öğrendim.

Hayatınızdan çıkarmak istedikleriniz?

Çıkarmak istediklerimi çıkardım zaten.

Hayatınıza dahil etmek istedikleriniz?

İyi oyunlar, iyi resimler, mutlu anılar.

En favori karakteriniz?

Değişime uğrayabilen karakterler.

En güçlü üç zaafınız?

Hiçbir şeye zaafım yok. 

Oyunculukta egonun önemi nedir?

Oyunculuğu seçme nedeni bu bence. “Ben” diyen, bana bakın diyen, kendini göstermek isteyen insan seçer oyunculuğu. Sonradan aklı başına gelir ama geçtir!

İş dışında kalan vakitlerinizde ne yapmayı seversiniz? Kaçamak adresleriniz var mıdır?

En çok yürümeyi severim. Yürümek yaşadığını hissetmek gibi. Kaçamak adreslerim yok ama Londra’ya, Paris’e gitmeyi severim. İstanbul’da Bebek Poseidon’un manzarasına, mutfağına, DaMario’nun bahçesine, Nu Pera’nın terasına, Beyoğlu Ece Bar’a bayılırım. Müzik içinde Jazz Cafe ve Babylon çok iyi bence. 




Bu web sitesini 10 Şubat 2006 tarihinden itibaren    kişi ziyaret etmiştir